Karabük’te siyaset artık sadece belediye meclisinde yapılmıyor; lüks kafelerde, villa projelerinde, tapu dairelerinde, müteahhit ofislerinde “sözde hizmet” adı altında dönen oyunlarla yürütülüyor.
Üstelik öyle sıradan bir siyaset değil bu… Bu, halkın aklıyla alay eden, “sırça köşk siyaseti”.
Daha düne kadar mütevazı bir yaşam süren bazı isimler, siyasetin “sihirli değneğiyle” bir anda inşaat patronuna dönüştü. Karabük halkı geçim derdiyle boğuşurken, onlar bir gün cezaevinde, ertesi gün “tatildeyim” diyerek kamuoyunu oyalıyor. Üstüne üstlük, kimseye bir açıklama bile yapılmıyor.
Merak eden, sorgulayan olursa da cevap hazır: “O özel mesele, konuşmayalım.”
Ama biz konuşacağız.
Çünkü burada mesele sadece birinin sabıkası değil, bu sabıkanın halktan neden gizlendiği.
Burada mesele sadece birilerinin villa yapması değil, bu villaların hangi güçle, hangi kolaylıkla yapıldığı.
Ve burada mesele sadece işe alınan kişiler değil, dışarıda kalan liyakatli gençlerin hayalleridir.
Karabük’te artık işe alınmanın yolu KPSS’den, diplomadan, tecrübeden değil; “yakınlık derecesinden” geçiyor. Enişteysen tamam. Ablaysan başvuruya bile gerek yok. Kardeşsen koltuk hazır.
Ama bir gariban gencin elinde diploması, dilinde duası varsa… kusura bakmasın, o CV direk çöpe!
Ve sonra bu tabloyu dile getiren gazeteciye ne deniyor?
“Bu yazıyı kim yazdırdı? Aman Kazım senin adamınsa susturalım. Bu iş büyümesin.”
Kusura bakmayın! Biz kalemimizi kimseye kiraya vermedik.
Kimseye borcumuz yok, ama halka sorumluluğumuz var.
Biz gazetecilik yapıyoruz. Siz düzgün siyaset yapın.
Yapamıyorsanız da lütfen gölge etmeyin. Oturduğunuz koltukları sadece makam değil, emanet olarak görün.
Ama siz hala o koltukları “tapulu mülkünüz” sanıyorsanız…
Halk günü geldiğinde size gerçeği hatırlatır. Hem de sandıkta, sokakta, meydanda.
Unutmayın; halk susuyorsa, unuttuğundan değil… Not ettiğindendir.
🖋️ Kazım Yılmaz – Halkın Kaleminden
📌 Yalnızca yazmıyoruz, hatırlatıyoruz.