KARDEMİR’DE HAYATINI KAYBEDEN ÇOCUK İŞÇİNİN DAVASINDA ŞOKE EDEN SAVUNMA
KARDEMİR A.Ş.’de staj yaptığı sırada hurda sarma makinesinin devrilmesi sonucu henüz 16 yaşındayken yaşamını yitiren MESEM öğrencisi Yağız Yıldız’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması görüldü.
Ancak duruşmada yapılan sanık savunmaları, acılı ailenin yarasını bir kez daha kanattı. Altı sanığın tutuksuz yargılandığı davada sanıklar, sorumluluğu kabul etmek yerine Yağız Yıldız’ın çalışanların bilgisi dışında kabine girdiğini ve kendi isteğiyle joystick kullandığını ileri sürdü.
Yani 16 yaşındaki stajyer bir öğrenci, ölümünden sonra yaşanan facianın sorumlusu gibi gösterilmeye çalışıldı.
Karabük 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada sanıklar haklarındaki suçlamaları reddederken, Yağız’ın babası Serkan Yıldız bu ifadeler karşısında sinir krizi geçirdi.
Acılı baba, oğlunun sorumluluk sahibi bir çocuk olduğunu belirterek, kendisine herhangi bir görev ya da talimat verilmeden kabine girmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Ailenin avukatı Barış Can Ünel de sanıkların savunmalarına tepki göstererek, 16 yaşındaki bir stajyer öğrencinin 40 dönümlük tesis içerisinde tek başına hareket edip joystick kullanmaya karar verdiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etti.
Ortada cevap bekleyen çok ciddi sorular bulunuyor:
Yağız’ın o bölgeye neden ve kimin bilgisiyle gittiği, makineyi kullanması için kendisine talimat verilip verilmediği, olay anında yanında bulunması gereken sorumluların nerede olduğu ve bir çocuk stajyerin böylesine tehlikeli bir alanda nasıl çalıştırıldığı tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmalıdır.
Karabük Doğru Haber olarak kazanın yaşandığı ilk günden itibaren olay yeri tutanaklarının yeniden ve ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini dile getirmiştik. Olayın hemen ardından alınan ilk ifadelerde çelişkiler bulunduğunu, bu ifadelerin araştırılması gerektiğini kamuoyuyla paylaşmıştık.
Şimdi mahkeme sürecinde verilen ifadeler ile olayın hemen sonrasında alınan ilk beyanların birbiriyle uyuşup uyuşmadığı mutlaka karşılaştırılmalıdır. İfadelerde değişiklik, çelişki veya sonradan oluşturulmuş bir savunma bulunup bulunmadığı tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmalıdır.
Çünkü burada hayatını kaybeden kişi, ağır sanayi tesisinde çalışan yetişkin ve tecrübeli bir işçi değil; eğitim alması, korunması ve sürekli gözetim altında tutulması gereken 16 yaşındaki bir MESEM öğrencisidir.
Mahkeme, Yağız ile birlikte staj yapan iki öğrencinin ve grup ustalarının tanık olarak dinlenmesine karar verdi. SGK başmüfettişi raporu ile İş Mahkemesi dosyasında bulunan kusur raporunun istenmesine hükmedildi. Tanıkların dinlenmesinin ardından dosyanın üç kişilik bilirkişi heyetine gönderilmesine karar verildi.
Sanıkların olay yerinde keşif yapılması talebi reddedilirken bazı sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirleri kaldırıldı. Dava, eksik delillerin tamamlanması ve tanıkların dinlenmesi amacıyla 27 Ekim 2026 tarihine ertelendi.
Yağız artık kendisini savunamayacak. Ancak ailesi, avukatları ve kamuoyu onun adına gerçeğin ortaya çıkarılmasını bekliyor.
16 yaşındaki bir çocuğu ölümünün ardından suçlamak kolaydır. Asıl cevaplanması gereken soru şudur:
Yağız’ı o tehlikeli makinenin başına kim gönderdi, kim çalıştırdı ve onu korumakla yükümlü olanlar o sırada neredeydi?

