Bir kamu kurumunda yaşandığı ileri sürülen olayları, kişi isimlerini şimdilik yalnızca baş harfleriyle açıklayarak kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Amacımız hiç kimseyi yargılamak veya peşinen suçlu ilan etmek değil; kamu kaynakları üzerinden haksız kazanç sağlandığı yönündeki ciddi iddiaların araştırılmasını sağlamaktır.
Elimizdeki bilgi, duyum ve tanık anlatımlarını İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklara CİMER üzerinden ulaştıracağız. Talep edilmesi hâlinde konuyu müfettişlerle ve yetkili makamlarla ayrıntılı biçimde paylaşmaya hazırız.
İLK OLAY OFİS BASKINIYLA BAŞLADI
İddialara göre olayların başlangıcı, aynı odada görev yapan E. isimli kadın ile E. isimli erkek personel arasındaki gönül ilişkisinin, erkeğin N. isimli eşi tarafından öğrenilmesine dayanıyor.
N.’nin, E. isimli erkek personelin kurum içerisindeki ofisini bastığı; bilgisayar dâhil bazı kamu mallarına zarar verdiği ve çok sayıda personelin olaya şahit olduğu ileri sürülüyor.
Ancak E. isimli personelin üst amirlerinin devreye girdiği, kurumda oluşan zararın karşılanmasının ardından olayın kapatıldığı iddia ediliyor. Olaya şahit olan çalışanların ise “Bu olay dışarıya sızarsa işinizden olursunuz” şeklindeki ifadelerle susturulmaya çalışıldığı öne sürülüyor.
“EVİMİZİN ÇEKMECELERİ PARA DOLU” İDDİASI
N. isimli kadının kurumdan uzaklaştırılırken, “Evimizin çekmeceleri para dolu. Bunlar soygun yapıyor, bu paralar nereden geliyor?” şeklinde bağırdığı da tanık anlatımları arasında bulunuyor.
Bu olayın ardından N. adına kayıtlı firmanın işlerinin bir anda açıldığı, Karabük’ün birçok noktasına reklam verdiği ve kurumla çalışan firmalara ürün satmaya başladığı iddia ediliyor.
Evraklara ve faturalara bakıldığında her şey mevzuata uygun görünebilir. Ancak asıl araştırılması gereken konu, yapılan işlerle düzenlenen faturaların arkasında kişisel veya ticari menfaat ilişkisi bulunup bulunmadığıdır.
İddiaya göre kuruma iş yapan firmalar, çalışmalarını E. isimli personele teslim ediyor, faturalarını düzenliyor ve ödemelerini alıyor. İşleri teslim alan, onaylayan ve ödeme sürecinde görev yapan kişiler arasında yeterli görev ayrımının bulunup bulunmadığı ise cevap bekliyor.
İLİŞKİ BİTTİ, KOLTUKLAR DEĞİŞTİ
E. isimli kadının da evli olduğu ve eşinin aynı kurumun başka bir bölgesinde yönetici olarak görev yaptığı belirtiliyor. İlişkinin sona ermesinin ardından kadının eşinin bulunduğu yerden alınarak başka bir kuruma gönderildiği, E. isimli kadının ise gözlerden uzak başka bir adreste görevlendirildiği ileri sürülüyor.
E. isimli erkek personelin de terfi ettirilerek kadının eşinden boşalan yönetici koltuğuna oturtulduğu iddia ediliyor.
Bu tayin ve terfilerin hangi gerekçelerle yapıldığı, iddia edilen olaylarla bir bağlantısının bulunup bulunmadığı açıklanmalıdır.
HAKEDİŞ SONRASINDA KUYUMCUDA NE YAŞANDI?
İddiaların en dikkat çekici bölümlerinden biri, kuruma inşaat işleri yapan ve aynı zamanda kuyumcu dükkânı işleten bir firma sahibine ilişkin.
Söz konusu firmanın kurumdaki işi tamamlayarak hakedişini aldığı, ardından N. isimli kadının firmanın kuyumcu dükkânına giderek binlerce liralık ziynet eşyası aldığı ileri sürülüyor. N.’nin, “Üzerimde para yok, eşim size gönderir” diyerek dükkândan ayrıldığı; aldığı ziynet eşyalarını hemen karşıdaki başka bir kuyumcuda bozdurarak nakde çevirdiği iddia ediliyor.
Şimdi soruyoruz:
- Ziynet eşyalarının bedeli kim tarafından ve hangi tarihte ödendi?
- Ödemeye ilişkin banka dekontu veya başka bir belge bulunuyor mu?
- Kurumdan hakediş alan firma, işlemleri yöneten personelin eşine neden bedelini tahsil etmeden altın verdi?
- Alınan ziynet eşyaları neden hemen başka bir kuyumcuda nakde çevrildi?
ASANSÖR FİRMASI, EVLER VE “HATIR ÇEKLERİ”
E. isimli personelin yakın arkadaşı olduğu belirtilen T. isimli asansör firması sahibinin, kuruma bağlı binaların asansör yapım, bakım, onarım ve parça değişim işlerini yürüttüğü öne sürülüyor.
İddiaya göre E., ortaklığını sonlandırdığı M. isimli kişiye verilmek üzere T.’den bir ev istedi. Ev, ertesi gün M. isimli kişiye verildi. Satışın çek karşılığında yapılmış gibi gösterilebilmesi amacıyla M.’den bazı “hatır çekleri” alınmasının istendiği, ancak bu çeklerin ödenmediği ve M.’nin ekonomik sıkıntıya sürüklendiği ileri sürülüyor.
E. isimli personelin aynı firma sahibinden kendisi için de başka bir ev aldığı iddialar arasında. Bu evin bedelinin ödenip ödenmediği ise bilinmiyor.
Tapu kayıtları, çekler ve banka hareketleri incelendiğinde evlerin gerçek bedelleri ile ödemeyi yapan kişiler kolaylıkla ortaya çıkarılabilir.
ŞAHSİ ÖDEMELERİ NEDEN KURUMA İŞ YAPAN FİRMA YAPIYOR?
Ankara merkezli olduğu belirtilen S.Y. isimli firma sahibinin de E.’nin sorumluluk alanındaki işleri yaptığı, faturalarını düzenleyerek kurumdan ödeme aldığı iddia ediliyor.
S.Y. isimli kişinin, kurum tarafından kiralanan ancak özel işletmecilerin kullandığı yerlerde de işler yaptığı ileri sürülüyor. Normalde özel işletmeciler tarafından karşılanması gerektiği iddia edilen bazı giderlerin kuruma fatura edilip edilmediği araştırılmalıdır.
Daha çarpıcı iddia ise S.Y.’nin, E. isimli personelin bazı şahsi harcamalarını kendi adına ödemesi. Örneğin E. tarafından verilen bir reklamın bedelinin, eşi N.’ye ait şirket yerine S.Y. tarafından ödendiği belirtiliyor.
“Borç verdim” denilebilir. O hâlde şu sorulara belgeleriyle cevap verilmelidir:
- S.Y. ile E. arasındaki borç ilişkisinin banka kaydı veya sözleşmesi var mı?
- Verildiği ileri sürülen paralar geri ödendi mi?
- Reklam ödemesini neden kuruma iş yapan bir firma gerçekleştirdi?
- S.Y. ne zamandır E. ile ticaret yapıyor ve neden binlerce liralık şahsi ödemelerini üstleniyor?
- Ev, araç ve altınların bedelleri hangi hesaplardan ödendi?
FATURA İLE TESLİM EDİLEN ÜRÜN MİKTARI UYUŞMUYOR MU?
N. isimli kadına ait şirketle ticaret yapan bazı firmaların, teslim edilen ürün miktarıyla faturalarda belirtilen miktarların uyuşmadığı iddiasıyla sorun yaşadığı da ileri sürülüyor.
İddiaya göre alıcı firmalar, ilk dönemlerde teslim edilen ürünleri düzenli olarak tartmadı ve miktar kontrolü yapmadı. Daha sonraki kontrollerde ise faturalardaki miktarla teslim edilen ürünlerin kilogramı arasında fark bulunduğundan şüphelenildi.
Konu adli makamlara taşındı ancak soruşturma kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlandı. Anlaşılan o ki şikâyetçi firmalar, iddialarını ceza soruşturmasının devamını sağlayacak nitelikte yeterli ve somut delillerle ortaya koyamadı. Elbette kararın kesin gerekçesi, ancak soruşturma dosyası ve savcılık kararı incelendiğinde anlaşılabilir.
Bu karar, iddiaların kanıtlanmış bir usulsüzlük gibi sunulamayacağını açıkça göstermektedir. Bununla birlikte benzer şüphelerin başka firmalar tarafından da dile getirilip getirilmediği; faturalar, irsaliyeler, kantar fişleri, stok kayıtları ve teslim tutanakları üzerinden incelenebilir.
MİLYONLUK ARAÇLAR VE MAL VARLIĞI NASIL OLUŞTU?
N. isimli kadın adına yaklaşık 7 milyon lira değerinde bir araç alındığı, eşi E. isimli kamu görevlisinin ise yaklaşık 4 milyon lira değerinde başka bir araca sahip olduğu ileri sürülüyor. Ayrıca şirkette kullanılan üç ticari aracın daha bulunduğu belirtiliyor.
Elbette kişilerin veya şirketlerin araç ve taşınmaz edinmesi tek başına suç ya da usulsüzlük göstergesi değildir. Burada cevaplandırılması gereken temel soru, iddia edilen mal varlığının hangi süre içerisinde ve hangi gelir kaynaklarıyla edinildiğidir.
İddia edilen evler, milyonluk araçlar ve diğer varlıklar kaç yılda alındı? Gerçek bedelleri kim tarafından, hangi hesaplardan ödendi? Banka dekontları, kredi kayıtları ve şirket belgeleri mevcut mu?
N. adına faaliyet gösteren şirkete giren ürünlerin alış faturalarıyla satılan ürünlerin faturaları arasında miktar ve tutar bakımından uyum bulunuyor mu? Şirketin beyan edilen cirosu, kârı ve vergilendirilmiş kazancı; edinilen evleri, araçları ve diğer mal varlıklarını açıklamaya yeterli mi?
N. isimli kadına ait şirketin gerçekten bu ölçüde yüksek ve yasal kazanç sağladığı ortaya çıkarsa elbette iddialar da karşılıksız kalacaktır. Ancak bu kadar yüksek kazanç sağlayan bir işletme bulunmasına rağmen E. isimli personelin neden yaklaşık 100–150 bin liralık ücretle kamu kurumunda çalışmayı sürdürdüğü de kamuoyunda soru işareti oluşturuyor.
Kurumdaki görev, eşine ait şirketin kurumla çalışan firmalara ürün satmasını veya ticari bağlantılar kurmasını kolaylaştırıyor mu? Araştırılması gereken asıl konu budur.
MASAK ve ilgili denetim birimleri tarafından yapılacak incelemede gelirlerle mal varlığı arasında tam bir uyum çıkması hâlinde bütün şüpheler ortadan kalkacaktır. Ancak açıklanamayan bir farklılık görülmesi durumunda bunun kaynağının ve kurumla iş yapan firmalarla bağlantısının araştırılması gerekir.
Sahip olduğumuz bilgi, iddia ve duyumları; kesinleşmiş bir suç isnadında bulunmadan, incelenmesi talebiyle MASAK ve diğer yetkili mercilerle de paylaşacağız.
BELEDİYE BAŞKAN ADAYINA SPONSORLUK İDDİASI
E. isimli kişinin bir belediye başkan adayına kapsamlı maddi destek sağladığı da iddialar arasında bulunuyor.
Söz konusu adayın seçilmesinin ardından E.’nin kendisine veya eşine ait şirketin belediyeye ya da belediyeye bağlı yeme-içme işletmelerine ürün satıp satmadığı açıklanmalıdır.
Satış yapıldıysa ürünlerin miktarı, birim fiyatları, ihale veya doğrudan temin süreçleri ve piyasa değerleri karşılaştırılmalıdır. İlçede gerçekleştirilen bazı yatırımlarda bu yakınlığın ticari kazanca dönüşüp dönüşmediği de araştırılmalıdır.
BEŞ YILLIK KAYITLAR MÜFETTİŞLER TARAFINDAN İNCELENSİN
Ortaya atılan iddialar, basit bir söylenti denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi. Son beş yıllık döneme ait şu kayıtlar uzman bilirkişiler ve müfettişler tarafından birlikte incelenmelidir:
- İhale, satın alma, hakediş ve teslim tutanakları
- Kurum ile ilgili firmalar arasındaki faturalar
- Özel işletmeler için yapılan harcamalar
- Alış-satış faturaları, stok kayıtları ve sevk irsaliyeleri
- Tapu, araç ve şirket devirleri
- Banka transferleri ve çek hareketleri
- İlgili kişiler ile yakınlarının mal varlığı değişimleri
- Firmaların kurumdan aldığı işler ve sonrasındaki para hareketleri
- Reklam, ziynet eşyası ve şahsi borç ödemeleri
- Terfi, tayin ve görevlendirme kararları
- Belediye ve bağlı işletmelerle gerçekleştirilen ticari işlemler
İDDİALARIMIZI YETKİLİ MAKAMLARA İLETECEĞİZ
Bizler, sahip olduğumuz bilgi ve tanık anlatımları nedeniyle bu iddiaları açık şekilde gündeme getiriyoruz. Konunun aydınlatılması için bilgileri İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklara CİMER aracılığıyla ileteceğiz. Talep edilmesi hâlinde ayrıntıları müfettişlerle paylaşmaya hazırız.
Konuyu ulusal basına ve Sayın Akın Gürlek’e ulaştırmak için de gerekli girişimlerde bulunacağız.
Bu haber nedeniyle hakkımızda işlem yapılması veya baskıyla karşılaşmamız ihtimali, kamu yararını ilgilendiren iddiaları yetkili mercilere taşımamıza engel olmayacaktır. Talebimiz son derece açıktır: İddialar araştırılsın, kayıtlar incelensin ve gerçek neyse belgeleriyle ortaya çıkarılsın.
İnceleme sonunda her şeyin mevzuata uygun olduğu belirlenirse bunu da aynı açıklıkla kamuoyuna duyururuz. Ancak kamu zararı veya haksız kazanç tespit edilirse, sorumlular ile bu işlemlerden menfaat sağlayan firmalardan devletin uğradığı zarar yasal faiziyle tahsil edilmelidir.
Adı geçen kişi, şirket ve kurumların cevap ve açıklama hakkı bulunmaktadır. Tarafımıza ulaştıracakları belgeli açıklamaları kamuoyuyla paylaşmaya hazırız.
Şimdi soruyoruz:
Bu iddialar bağımsız müfettişler tarafından araştırılacak mı, yoksa üzerleri bir kez daha kapatılarak adı geçen kişiler terfi ettirilmeye devam mı edilecek?

