Bu şehir yanarken sadece ağaçlar tutuşmadı.
İnsanların niyeti, vicdanı ve gerçek yüzleri de alev alev ortaya döküldü.
22 Temmuz 2024… Karabük tarihinin en kara günlerinden biri.
Alevler ormanı değil, bir asırlık hafızamızı yuttu. O manzaralar artık ne bizim, ne de evlatlarımızın gözlerinde canlanabilecek.
Ama bu yangında yalnızca doğayı değil, maskeleri de kaybettik. Kim bu şehre sevdalı, kim sadece sosyal medyada rol kesiyor, kim yangını bile siyasi PR’a malzeme ediyor; apaçık gördük.
Kahramanlar mı dediniz?
Evet, bu yangında kahramanlar vardı.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen görevli ve gönüllüler… Susuz, uykusuz, yanık kokusu ve alev sesi içinde günlerce mücadele verdiler.
Adını bilmediğimiz o insanların her birinin alnından öpülmeli. Onlar sayesinde bu şehir yeniden küllerinden doğabilecek umudu taşıyor.
Ama bir grup daha vardı… Sessizce ama dimdik duranlar…
Karabük Valisi Mustafa Yavuz.
Yangının ilk saatinde alev hattına indi. Klasik vali protokolüyle birkaç kare poz verip “takip ediyoruz” demedi.
Alevlerin bir adım ötesinde, aynı kıyafetle, günlerce uykusuz kaldı. Gözleri kan çanağına dönse de, koordinasyonu elden bırakmadı. Sahada nefes aldırdı bu şehre.
AK Parti Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç.
Birinin beli tutmuyordu, diğerinin nefesi yetmiyordu ama ellerine testere alıp alevlerin önüne set kurmaya çıktılar.
Bu şehir için sadece vekil gibi değil, evladı gibi savaştılar.
Sahadaydılar, yanık kokusu üzerlerinden çıkmadı.
Emniyet Müdürü Mehmet Ali Hasan Köse…
İzindeydi. Tatildeydi. Ama o alev haberini alır almaz ailesini tatil bölgesinde bırakıp Karabük’e döndü. Mecbur değildi. Ama yüreği buradaydı.
Jandarma Yarbay İsmail Gökçek, yangın hattında güvenlik zaafı yaşanmaması için örnek bir kriz yönetimi yaptı.
İş makinesi sahipleri, tanker şoförleri, sivil toplum kuruluşları, Kızılay, gönüllüler, off-road grupları, motosikletli gençler…
Hepsi sahadaydı. Kimseye emir gelmesini beklemedi. Talimat değil, vicdanla hareket ettiler.
Burası Karabük’tü çünkü. Ve bu şehir söz konusuysa, herkes elini değil gövdesini taşın altına koyar.
Ama herkes böyle yapmadı…
Bazıları saçlarını tararken mahalle yandı.
Mesela, CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay.
Yanına il başkanını alıp kamera karşısında poz vermekle yetindi.
Yardım istemedi, şov yaptı.
Sahada kim neyle mücadele ediyor, bilmiyordu. Ama ekran başında “gece görüşlü helikopter” diye slogan atıyordu.
Geldiği yerde yangın değil, PR kampanyası vardı.
İYİ Parti Karabük İl Başkanı… Sahada gören olmadı.
Eski başkan Ali Çetin Aygün ile eski belediye başkanı Dursun Altıparmak ise şehir cayır cayır yanarken sosyal medyada paylaşım yapmaya, rakı masasında kadeh tokuşturmaya devam etti.
Ve 15 yıl boyunca Karabük’ü yöneten Rafet Vergili…
Felaketin en sıcak anlarında sessizdi.
Ne valiyle görüştü, ne mevcut belediye başkanını aradı.
Ne yangın hattına indi, ne de geçmiş olsun demek dışında tek kelime etti.
Bir şehir yanarken, bir devre sessizce veda etti.
Karabük bu sınavdan alnının teriyle çıktı.
Ama bir not defteri de açtı bu şehir.
Kim elini uzattı, kim sırtını döndü.
Kim bu şehir için yandı, kim sadece konuştu.
Karabük halkı unutmaz.
Ve unutmasın da.
Zamanı geldiğinde…
El uzatana omuz verir.
Yangını fırsata çevirene de o defteri açar, yüksek sesle okur.
YORUMLAR